Ihsane Jarfi

Ihsane Jarfi Davası: Belçika'da Nefret Suçu Niteliğindeki Vahşi Bir Cinayet
2012 yılında Ihsane Jarfi'nin öldürülmesi Belçika'yı derinden sarstı ve Avrupa'da nefret suçlarıyla ilgili en önemli hukuki emsallerden biri haline geldi. 32 yaşındaki Jarfi, bir grup genç erkek tarafından bir arabaya bindirildi, saatler boyunca vahşice dövüldü ve Liège yakınlarında bir tarlaya bırakılarak ölüme terk edildi.
Bu dava, Belçika tarihinde bir cinayetin mahkeme tarafından resmen homofobik nefret suçu olarak tanındığı ilk vakaydı.
Ihsane Jarfi kimdi?
Ihsane Jarfi, 1979 yılında Belçika'da Fas kökenli bir ailede doğdu. Liège bölgesinde büyüdü. Ailesi için din, çalışma disiplini ve aile bağları merkezi öneme sahipti.
Ailenin en büyük oğluydu. Normal bir Belçika okuluna gitti ve eğitimini sorunsuz tamamladı. Ailesi onu sakin, kibar ve sosyal biri olarak tanımlıyordu. İnsanlarla kolay iletişim kurar, farklı ortamlara rahat uyum sağlardı.
Ihsane eşcinseldi. Babası bunu biliyordu ancak kabullenmekte zorlanıyordu. Evde aile normlarına uyum sağlıyor, dışarıda ise Liège'in eşcinsel çevresinde açık bir hayat sürüyordu. Ticaret ve hizmet sektöründe çalışıyor, kendi geçimini sağlıyor ve tek başına yaşıyordu.
Son gece – 22 Nisan 2012
22 Nisan 2012 Pazar akşamı Ihsane, Liège merkezinde Rue Saint-Paul ve Rue du Marché civarındaydı. Şehrin bilinen eşcinsel barlarından biri olan Open Bar'ı ziyaret etti.
Tanıklar onu sakin, sosyal ve açık biri olarak tarif etti. Barda oturuyor, diğer müşterilerle sohbet ediyor ve alkol alıyordu. Davranışlarında herhangi bir çatışma ya da tehlike belirtisi yoktu.
Bar kapanmadan kısa süre önce dışarı çıktı. Dışarıda Volkswagen Polo marka bir arabada bekleyen bir grup genç erkek vardı. Ihsane onlarla kısa bir konuşma yaptıktan sonra arabaya bindi.
Güvenlik kamerası, arabaya bindiği anı kaydetti. Zorlama ya da tartışma izine rastlanmadı. Bu, Ihsane Jarfi'nin hayatta son kez görüldüğü andı.
Kayboluş ve cesedin bulunması
Gece boyunca ve ertesi gün Ihsane eve dönmedi ve telefona cevap vermedi. Ailesi onun kaybolduğunu bildirdi. Polis, güvenlik kamerası görüntülerini ve son görüldüğü yeri inceleyerek arama başlattı.
1 Mayıs 2012'de, kaybolmasından bir haftadan fazla süre sonra, Ihsane'nin cesedi Liège'in güneybatısındaki Villers-le-Temple yakınlarında bir tarlada bulundu.
Ceset kısmen soyulmuştu ve aşırı şiddet izleri taşıyordu. Yüzü şişmişti, vücudu morluklar ve yaralarla kaplıydı. Cesedin bulunduğu yerde boğuşma izi yoktu; bu da saldırının başka bir yerde gerçekleşip cesedin oraya bırakıldığını gösteriyordu.
Otopsi, çok sayıda kaburga kırığı, iç organ hasarı ve ağır kafa ile gövde travmaları olduğunu ortaya koydu. Ihsane anında ölmemişti; saatler boyunca hayatta kalmıştı. Ölüm nedeni iç kanama, organ yetmezliği ve çoklu travmaydı.
Soruşturma ve faillerin tespiti
Polis, Ihsane'nin bindiği arabaya odaklandı. Güvenlik kamerası görüntüleri, cep telefonu verileri ve tanık ifadeleri sayesinde dört erkek tespit edildi:
-
Mutlu Kizilaslan – Volkswagen Polo'nun sahibi ve sürücüsü
-
Jérémy Wintgens – yolcu
-
Eric Parmentier – olaylara katılanlardan biri
-
Jonathan Lekeu – grubun en genç üyesi
Teknik veriler, biyolojik izler ve yaralanma analizleri, Ihsane'nin arabada ve aracın durduğu birkaç noktada dövüldüğünü gösterdi. Şiddet tekrarlanan, uzun süreli ve aşağılayıcı nitelikteydi.
Sorgulamalar sırasında erkekler çelişkili ifadeler verdi. Her biri kendi rolünü küçültmeye çalıştı. Aynı zamanda soruşturma, faillerin homofobik söylemlerini ve tutumlarını da ortaya çıkardı. Bu durum, suçun hukuki niteliği açısından belirleyici oldu.
Dava süreci ve verilen cezalar
Dava, 2014 sonbaharında Liège'de jüri önünde başladı. Savcılık, olayı tüm sanıkların ortak sorumluluğu olan kolektif bir şiddet eylemi olarak sundu.
Mahkeme şu tespitlerde bulundu:
-
şiddetin ortak ve koordineli olduğu,
-
uzun süre devam ettiği,
-
aşağılayıcı nitelik taşıdığı,
-
homofobiyle motive edildiği.
Verilen cezalar:
-
Mutlu Kizilaslan – müebbet hapis
-
Jérémy Wintgens – müebbet hapis
-
Eric Parmentier – müebbet hapis
-
Jonathan Lekeu – 30 yıl hapis
Bu, Belçika'da bir cinayetin resmen cinsel yönelim temelli nefret suçu olarak tanındığı ilk davaydı.
Davanın önemi ve mirası
Ihsane Jarfi davası toplumsal ve politik açıdan büyük yankı uyandırdı. Babası Hassan Jarfi, geçmişte oğlunun cinsel yönelimini kabullenmekte zorlandığını kamuoyuna açıkladı. Oğlunun ölümünden sonra homofobiyle mücadeleye adandı ve Fondation Ihsane Jarfi adlı vakfı kurdu.
Dava, güçlü yasal güvencelere sahip ülkelerde bile LGBTQ+ bireylerin hâlâ ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu gösteren bir sembol haline geldi.
Sonuç
Ihsane Jarfi davası; vahşi bir cinayetin, önyargı temelli nefretin ve çığır açan bir mahkeme kararının hikâyesidir.
32 yaşındaki bir adam bir arabaya bindirildi, saatlerce işkence gördü ve sadece cinsel yönelimi nedeniyle ölüme terk edildi.
Onun ölümü, Belçika hukukunu ve nefret suçlarına dair kamuoyu tartışmasını değiştirdi.
Modern Avrupa'daki homofobik şiddetin en sarsıcı örneklerinden biri olarak hafızalarda yer etmeye devam etmektedir.
YOUTUBE
https://www.youtube.com/channel/UCNGPfHCJX67TMYq7lSG_hYQ
PODCAST
https://shows.acast.com/true-crime-24-turkce
