Johanna Möller

Özet
Johanna Möller vakası, Arboga davası olarak da bilinen, İsveç'in en karmaşık ve en çok tartışılan ceza davalarından biridir. Bir babanın öldürülmesi, bir annenin öldürülmeye teşebbüsü ve bir eşin önceki şüpheli ölümüyle dava, insan manipülasyonunun ne kadar ileri gidebileceğinin karanlık bir sembolü hâline gelmiştir.
Müebbet hapis cezasıyla Johanna Möller, İsveç true crime tarihinin uzun yıllar boyunca merkezi figürlerinden biri olarak kalacaktır.
Johanna Möller – Arboga Davası
Johanna Möller vakası, sıklıkla Arboga davası olarak anılan, İsveç'in modern suç tarihinde en çok konuşulan ve en tartışmalı olaylardan biridir. Dava, iki bin on altı yılında Arboga'daki yazlık evlerinde iki yaşlı ebeveyne yönelik gerçekleştirilen vahşi bir bıçaklı saldırıyı konu alır. Bu saldırıda baba Göran Möller hayatını kaybetmiş, anne Anki Möller ise hayati tehlike oluşturan yaralanmalara rağmen hayatta kalmıştır. Soruşturma, Johanna Möller'i İsveç'in en çok tartışılan suçlularından biri hâline getiren karmaşık bir manipülasyon, suç ortakları ve önceki şüpheli ölümler ağını ortaya çıkarmıştır.
Arka Plan
Johanna Möller bin dokuz yüz yetmiş beş yılında doğdu ve eşi ile çocuklarıyla birlikte dışarıdan bakıldığında normal görünen bir aile hayatı sürüyordu. Ancak yaşamı trajediler ve çatışmalarla şekillendi. İki bin on beş yılında eşi Aki Paasila, Köping'deki evlerinde gizemli koşullar altında hayatını kaybetti. Bu ölüm başlangıçta bir kaza olarak sınıflandırıldı, ancak daha sonra savcılığın Johanna Möller ile bağlantılı ölümcül şiddet örüntüsü iddiasının merkezi bir parçası hâline geldi.
Johanna Möller ile ebeveynleri arasındaki ilişki tanıklar tarafından çatışmalı olarak tanımlandı. Kontrol edildiğini ve mali açıdan bağımlı hissettiği, aynı zamanda ciddi borçlar içinde olduğu bildirildi. Bu unsurlar daha sonra olası motivasyonlar olarak öne sürüldü.
Arboga'daki Bıçaklı Saldırı (2016)
Üç Ağustos iki bin on altı tarihinde Göran ve Anki Möller, Arboga'daki yazlık evlerinde vahşi bir bıçaklı saldırıya uğradı. Göran Möller aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybederken, Anki Möller yoğun hastane tedavisinin ardından hayatta kaldı. Fail olay yerinden kaçtı ancak daha sonra kısa süre önce İsveç'te oturma izni almış genç bir adam olan Mohammad Rajabi olarak tespit edildi.
Rajabi tutuklandı ve saldırıyı gerçekleştirdiğini itiraf etti, ancak Johanna Möller'in talimatlarıyla hareket ettiğini, cinayeti onun planladığını ve kendisine ödeme sözü verdiğini öne sürdü. Bu durum İsveç yargı tarihinin en sansasyonel davalarından birinin başlangıcı oldu.
Manipülasyon ve Suç Ortakları
Savcılık, Johanna Möller'in Rajabi'yi savunmasız durumunu istismar ederek ve duygularıyla oynayarak manipüle ettiğini ileri sürdü. Saldırının nasıl gerçekleştirileceğine ve ebeveynlerinin yazlık evde ne zaman bulunacağına dair ayrıntılı talimatlar verdiği iddia edildi.
Davada bir diğer kilit isim Karl Hjalmar Lundkvist'ti. Ulaşım ve planlama konusunda yardım ettiği şüphesiyle yargılandı ve daha sonra suçtaki rolü nedeniyle mahkûm edildi.
Aki Paasila'nın Ölümüyle İlgili Şüpheler
Arboga davası sırasında iki bin on beş yılında ölen Aki Paasila'nın dosyası da yeniden açıldı. Adli tıp incelemeleri, ölüm anında kanında yüksek miktarda uyku ilacı bulunduğunu ortaya koydu. Savcılık, Johanna Möller'in onu zehirlediğini ve bu nedenle cinayetten suçlu olduğunu iddia etti.
Johanna Möller tüm suçlamaları reddetti ve eşinin bir kaza sonucu öldüğünü savundu. Buna rağmen mahkeme, bu davada da mahkûmiyet için yeterli delil bulunduğu sonucuna vardı.
Dava Süreci
Johanna Möller'e karşı açılan dava iki bin on yedi yılında başladı ve büyük medya ilgisi gördü. Duruşmalar dramatik tanık ifadeleri, teknik adli deliller ve Möller'in kişiliğine ilişkin psikolojik değerlendirmelerle şekillendi.
Savcılık onu mali kazanç uğruna aile üyelerini ortadan kaldırmaya hazır, soğukkanlı ve hesapçı bir kişi olarak tanımladı. Savunma ise onun masum olduğunu ve sanıkların daha hafif cezalar almak için suçu ona yüklemeye çalıştığını ileri sürdü.
Hüküm
Ocak iki bin on sekiz tarihinde Johanna Möller, Västmanland Bölge Mahkemesi tarafından babası Göran Möller'in öldürülmesi, annesi Anki Möller'in öldürülmeye teşebbüsü ve eşi Aki Paasila'nın öldürülmesi suçlarından müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mohammad Rajabi de müebbet hapis cezası aldı; Karl Hjalmar Lundkvist ise on altı yıl hapis cezasına mahkûm edildi.
Temyiz mahkemesinde ebeveyn cinayetleri için verilen müebbet hapis cezası onandı, ancak Aki Paasila'nın öldürülmesine ilişkin mahkûmiyet daha sonra ağır taksirle ölüme sebebiyet verme olarak değiştirildi. Buna rağmen müebbet hapis cezası yürürlükte kaldı.
Johanna Möller Davası Neden Benzersiz
Johanna Möller davası İsveç suç tarihinde birçok açıdan öne çıkar. Kendi ebeveynlerinin öldürülmesini planlayan bir kızı, harici bir faili araç olarak kullanmayı ve aile içindeki önceki şüpheli bir ölümle bağlantıyı içerir.
Dava ayrıca hukuk güvenliği, delil değerlendirmesi ve psikolojik manipülasyonun hukuki bağlamda ne kadar ileri gidebileceği üzerine tartışmalar doğurmuştur. Eleştirmenler delillerin büyük ölçüde dolaylı olduğunu savunurken, savcılık genel tabloyu vurgulamıştır.
Medyada ve Popüler Kültürde Johanna Möller
Hükümden bu yana Johanna Möller davası çok sayıda belgesel, podcast ve kitaba konu olmuştur. Medyada sık sık "İsveç'in en nefret edilen kadını" olarak anılmıştır; bu lakap kamuoyunun güçlü tepkisini yansıtır.
Dava hâlen ilgi ve öfke uyandırmaya devam etmekte ve kriminolojide psikopati, manipülasyon ve aile dinamikleri üzerine tartışmalarda sıkça örnek gösterilmektedir
YOUTUBE
https://www.youtube.com/channel/UCNGPfHCJX67TMYq7lSG_hYQ
PODCAST
https://shows.acast.com/true-crime-24-turkce
